Ana içeriğe atla

Çoğumuzun Adını Bile Duymadığı Bir Ülke: Bhutan


Bir Bhutan vatandaşının ağzından…

Tshering Tobgay… Kendisi 2013 ile 2018 yılları arasında Bhutan başbakanı olan bir Bhutanlı politikacı…
Bhutan'ı 21. yüzyıla taşıma görevinde görev yapan Başbakan Tshering Tobgay, “Gayri Safi Milli Mutluluk” a devam ederken ulusunu değiştiriyor.
2016 yılında yaptığı TED konuşmasında bakalım neler söylemiş:

Küçük bir ülke olmalarına rağmen geliştiklerini ifade eden Tobgay, gelişmelerinin sebebini olağanüstü liderler tarafından yönetilmelerine dayandırıyor. Tobgay, “Aydın hükümdarlarımız, tamamı iyi yönetim kapsamında yer alan sosyal gelişmişlik, çevresel sürdürülebilirlik, kültürel koruma ile bağlantılı olarak ekonomik büyümeyi dikkatlice dengeleyerek yorulmaksızın ülkemizi geliştirmek için çalıştılar. Biz gelişmek için bütüncül yaklaşıma Büyük Milli Mutluluk veya GNH (Gayrisafi Milli Mutluluk) diyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bhutan’daki tüm gelişmişlik, insanların mutluluğunun ve refahının geliştirilmesini amaçlayan GNH ile güç kazanmıştır. Tobgay konuşmasının devamında eğitimin ve sağlığın ücretsiz olduğunu yani hepsinin devlet tarafından karşılandığını ve sınırlı kaynakların değerini bilerek kullandıklarını ifade etti.
Tobgay, “Ekonomimiz küçük ve onu güçlendirmemiz gerekiyor. Ancak bu ekonomik gelişmişlik bizim eşsiz kültürümüzün ve el değmemiş çevremizin içini boşaltarak elde edilmemelidir.” sözleriyle konuşmasına devam etti.
Konuşmasında ülkesinin yönetim şekli hakkındaki bilgilere de yer verdi. Tobgay, “Biz insanlar, demokrasiyi istemedik. Bunu talep etmedik, bunu arzulamadık ve kesinlikle savaşmadık. Bunun yerine, kralımız bize demokrasiyi dayattı bunu da anayasa koyarak yaptı.” dedi.
Ülkenin %72’si ormanlarla kaplıdır. Anayasaları Bhutan’ın bütün topraklarının en az %60’ının ormanlarla kaplı olması şartını içermektedir.
Konuşmasına dünyada görünen 200 sıra dışı ülkeden sadece Bhutan’ın karbon nötr bir ülke olduğunu söyleyerek devam ederken hatta bunun eksik olduğunu, Bhutan’ın karbon nötr değil de eksi karbon bir ülke olduğuna değindi.
Tüm ülke 2,2 milyon ton karbondioksit meydana getiriyor ancak ormanlar, bu miktarın üç katından daha fazlasını emiyor. Yani her yıl 4 milyon tondan fazlası için karbon azalması gerçekleşiyor.
Debisi yüksek nehirlerden elde edilen yenilenebilir elektrik ihraç ediyorlar ve ihraç ettikleri temiz enerjinin komşularının sağladığı karbonu telafi ettiğini söylüyor Tobgay.
Köydeki çiftçilerine bedava elektrik sağlıyorlar ki bu artık onların yiyeceklerini pişirmek için odun ateşine gerek duymamaları içindir.
Sürdürülebilir taşımaya yatırım, elektrikli araçların satın alınması için ödenek sağlanıyor.
Parklar birbirine ağ şeklinde bağlanarak koruma altında ve hayvanlar tüm ülkede serbestçe dolaşmakta özgürler.
Tobgay karbon nötr kalma sözünü ilk defa 2009 yılında Kopenhag’da COP 15 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) sırasında verdiklerini ama bunu kimsenin farketmediğini ifade ediyor. Hükümetlerin birbirleriyle tartışmak ve küresel ısınma için birbirlerini suçlamakla meşgul olduklarını da ekliyor. Fakat 2015 yılında Paris’te gerçekleşen COP 21’de fark edildiklerini ve herkesin karbon nötr kalma sözü verdiğini söyleyerek konuşmasını bitiriyor.
Ve son olarak…

Para ile saadet olur mu? Mutluluk sağlanmadığı sürece mümkün değil. İnsanların sağlıklı olmadığı, zorunlu ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmadığı, kaynakların hızla tükendiği, ekolojik sistemin bozulduğu, kendi ülkelerinde sürgün gibi yaşadığı bir dünyada ekonomik göstergelerin tek başına hiçbir değeri yoktur. Toplumsal refah ve sürdürülebilir büyüme için Bhutan örneğindeki gibi milli mutluluk değişkenlerine önem verilmelidir. Dünyadan mutlu kent örnekleri büyük oranda ekonomik göstergeler dışında yukarıda saydığımız değişkenleri de gerçekleştirebilen ülkelerde mümkün olabiliyor. Hatta ekonomik göstergelerden çok diğer göstergeleri iyileştirebilenler, yani insani gelişmişlik düzeylerini yukarı çekebilenler mutluluğa daha çok yaklaşıyor. O zaman ilerleme ve gelişim dediğimiz şeyi GSMH gibi klişelerle değil; doğanın bir parçası olduğunu kabul etmiş ve onunla barışık yaşayan, sosyo-kültürel ihtiyaçlarını kamunun herkese eşit ve ücretsiz sağladığı bir gelişmişlik anlayışıyla ilişkilendirmemiz gerekir. Bhutan bu konuda “gelişmiş” birçok ülkeden daha gelişmiş gibi görünüyor.



                                            “Mutluluk zengin olmakta değil, hayatı zengin yaşamakta yatıyor.”
                                                                                                                                         
                                                                                                                          Nic Marks




KAYNAK: TED/ This country isn't just carbon neutral - it's carbon negative

Yorumlar

  1. Akın Çekiç21 Nisan 2019 02:52

    Paranında satın alamadığı şeyler vardır.Onu bulan insanlar alsında en zengin insanlardır.

    YanıtlaSil
  2. Güzel çalışma olmuş eline sağlık

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1929 Krizi (Büyük Buhran)

    1. Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve müttefikleri zarara uğrarken, Amerikan ekonomisi hep yükseldi, teknolojileri gelişti. 1920'lerde tüketicilere ''Şimdi al, sonra öde'' kredileri revaçtaydı. Bu kredilerle Amerikalılar zengin olmanın yollarını arıyorlardı. Yatırım aracı olarak hisse senetlerini almaya başladılar, bu spekülatif girişimlerle borsa epey canlanmıştı. Wall Street halkın bir gecede zengin olma hayalleriyle doluydu. Hisse senetlerine olan talep nedeniyle fiyatları sürekli yükseliyordu. 3 Ekim 1929’a gelindiğinde bu yükseliş sona erdi ve birkaç büyük şirketin hisse senetlerinde düşüşler gözlendi. Yatırımcılar portföylerini boşaltmaya ve piyasadan çıkmaya başladılar. Böylece borsadaki gerileme daha da can yakıcı hale geldi. Borsanın düşüşüyle insanlar batmaya başladılar. Bu çöküşün önüne geçebilmek adına havuz oluşturmak, halka tekrar güven kazandırmak istendi fakat başarılı olunamadı. Borsa düşmeye devam etti, insanlar intihar etmeye başladı. İnsa...