Ana içeriğe atla

Sosyal Gelişme Endeksi

   Ülkelerin sadece ekonomik büyümelerinin araştırmalara konu edinilmesi aslında sosyal ve çevresel ilerleyişlerini görmek için yeterli olmuyor. İşte burada devreye ''Sosyal Gelişme Endeksi'' giriyor.
Dünya' da bulunan bütün ülkeler ve bu ülkelerin politikacılarına göre GSYİH her şeyin önündedir ve her şeyin belirleyicisidir. Ancak unuttukları bir nokta var ki bu nokta tek başına GSYİH'nin mutluluk, adalet vb. kısaca refah konularında bize açıklayıcı olma konusunda yetersiz olmasıdır.
Bu yüzden buradan şu sonuç çıkarılabilir: Önemli olan şey, tek başına büyümek değil, sosyal gelişmeyle beraber büyümek, büyüyebilmek..
Sadece büyüme hedefi ile çıkılan yolda sebep olunan çevresel felaketler vb. davranışların ülkelerin tam anlamıyla gelişemediklerinin göstergesidir. Yiyecek, içecek gibi temel ihtiyaçlarla beraber bunların yanı sıra eğitim, sağlık, sürdürülebilir çevre için çabalamak ve bununla beraber GSYİH'nin de olumlu yönde seyretmesi demek ülkeler açısından olumlu bir senaryo demektir.
Ayrıca, ülkelerin GSYİH'sinin yüksek olması demek, sosyal ilerleme endekslerinin de yüksek olduğu anlamına gelmez.
Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda' dan oldukça zengin ancak sosyal ilerleme seviyesi açısından daha geridedir.
Son olarak şunu da ekleyeyim, Michael Green'in de dediği gibi ''GSYİH kader değildir.''


KAYNAK: TED/ Michael Green: What the Social Progress Index can reveal about your country.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1929 Krizi (Büyük Buhran)

    1. Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve müttefikleri zarara uğrarken, Amerikan ekonomisi hep yükseldi, teknolojileri gelişti. 1920'lerde tüketicilere ''Şimdi al, sonra öde'' kredileri revaçtaydı. Bu kredilerle Amerikalılar zengin olmanın yollarını arıyorlardı. Yatırım aracı olarak hisse senetlerini almaya başladılar, bu spekülatif girişimlerle borsa epey canlanmıştı. Wall Street halkın bir gecede zengin olma hayalleriyle doluydu. Hisse senetlerine olan talep nedeniyle fiyatları sürekli yükseliyordu. 3 Ekim 1929’a gelindiğinde bu yükseliş sona erdi ve birkaç büyük şirketin hisse senetlerinde düşüşler gözlendi. Yatırımcılar portföylerini boşaltmaya ve piyasadan çıkmaya başladılar. Böylece borsadaki gerileme daha da can yakıcı hale geldi. Borsanın düşüşüyle insanlar batmaya başladılar. Bu çöküşün önüne geçebilmek adına havuz oluşturmak, halka tekrar güven kazandırmak istendi fakat başarılı olunamadı. Borsa düşmeye devam etti, insanlar intihar etmeye başladı. İnsa...