Ana içeriğe atla

Seri Üretim ve Kitlesel Tüketim

    İnsanların çalışma şeklini, hayatını en çok değiştiren yeni makina, otomobil...
Henry Ford, 1914' te ''Model T'' adı verilen, siyah, kullanılması ve onarımı kolay araba modelini montaj bandı ile seri olarak üretmeye başladı.
Yürüyen üretim, kitlesel üretim, montaj hattı olarak adlandırdığımız çalışma yönteminde yapılan hiçbir şey bu kadar zenginliğe ve aynı zamanda bu kadar yabancılaşmaya yol açmadı.
İşçilerin arabanın önüne gitmesi ve bu sayede kaybettikleri zamanın yerine kayış yardımı ile araba işçilerin önüne geldi. Bu şekilde üretim hattı oluştu.
Tekerlekçi tekeri bütünüyle üretmiyordu artık, iş bölümü bir hayli artmıştı. İşçiler işin bütününden habersizdi.
Daha sonra verimlilik uzmanı Taylor çıktı karşımıza, kronometre ile işçilerin yaptığı her işi kaydetti, üretimlerini kontrol etti, en kolay, en hızlı, en doğru olacak şekilde süreç yönetimini başlattı.
Bu zaman kayıplarını önlemenin yanısıra işçileri adeta bir makine haline getirme sürecinin başlangıcıydı.
Seri üretim öyle bir hal almıştı ki üretim hattı yavaşlatılamıyordu, insanların kafalarını kaşımaya bile zamanları olmuyordu.
Bu yoğun tempoya dayanamayan işçilerin çoğu işten çıktı.
İşler çok basit ve sıkıcıydı. Bunun üstesinden gelen alınan ücretlerin yüksekliğiydi.
Seri üretim sayesinde araba fiyatları ucuzlamıştı ve işçiler iyi paralar kazanıyorlardı.
Seri üretim kitlesel tüketimi sağlıyordu, buda daha çok üretim gerektiren kısır döngüyü yaratıyordu.
Üretim hattı toplumun da değişmesini sağladı, elektrikli ev aletleri vs. artık evleri seri üretim aletleri, malzemeleri dolduruyordu.



KAYNAK: People's Century On The Line 1924


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1929 Krizi (Büyük Buhran)

    1. Dünya Savaşı sonrası İngiltere ve müttefikleri zarara uğrarken, Amerikan ekonomisi hep yükseldi, teknolojileri gelişti. 1920'lerde tüketicilere ''Şimdi al, sonra öde'' kredileri revaçtaydı. Bu kredilerle Amerikalılar zengin olmanın yollarını arıyorlardı. Yatırım aracı olarak hisse senetlerini almaya başladılar, bu spekülatif girişimlerle borsa epey canlanmıştı. Wall Street halkın bir gecede zengin olma hayalleriyle doluydu. Hisse senetlerine olan talep nedeniyle fiyatları sürekli yükseliyordu. 3 Ekim 1929’a gelindiğinde bu yükseliş sona erdi ve birkaç büyük şirketin hisse senetlerinde düşüşler gözlendi. Yatırımcılar portföylerini boşaltmaya ve piyasadan çıkmaya başladılar. Böylece borsadaki gerileme daha da can yakıcı hale geldi. Borsanın düşüşüyle insanlar batmaya başladılar. Bu çöküşün önüne geçebilmek adına havuz oluşturmak, halka tekrar güven kazandırmak istendi fakat başarılı olunamadı. Borsa düşmeye devam etti, insanlar intihar etmeye başladı. İnsa...